Bilmediğiniz şey ise hikayenin devamı. Devamında genç yaşlı adama döner ve der ki:
"Ulan gerizekalı herif, o denize attığın deniz yıldızı türünün ömrü 1 gün. Atsan ne olacak atmasan ne olacak? Çok şey değiştirmişmiş. Bunun için fark ettiymiş. Sen yemek yemek için ayrıldığında o denize attıkların dahil hepsi ölmüş olacak.
Evet arkadaşlar, işte o genç adam benim. Aslında hangimiz değiliz ki deyip de bu yazıda hepinizin kalbini çalmak isterdim ama yapamam. Çünkü siz o genç değilsiniz. Çoğunuz o yaşlı adamı dinler ve hayatınıza yeni bir bakış açısı kattığınız için sevinir, çekip giderdiniz. Ama doğru olan bu değil. Bazı sorular sorulmalı.
Mesela çocukluğumuzda hepimizi etkileyen masallardan devam edelim.
Kaçınız sevdiği kızı ayakkabı numarasına göre anlayan prensin hikayesine inandı? Yani masalda bizim o ayakkabının sadece o kız uyacağına inanmamız beklendi yahu. Hiçbiriniz buna karşı çıkmadınız. Neden sadece o kıza uyuyor arkadaşım, kızın ayağı 50 numara mı? Baştan falsolu masallar bunlar.
Başka bir masala bakalım.
Sonunda kurdun karnından çıkarılan bir anneanneyle biten kırmızı başlıklı kız masalı sizi ne kadar tatmin etti, merak ediyorum. O anneanneyi kurt çiğnemeden mi yutuyor arkadaş. Besbelli öldü o anneanne. Hiç olmazsa bir daha kurabiye yapamaz ya da örgü öremez teşhisi konulur herhalde.
Son olarak en nefret ettiğim, hazırakonmacı, onabunapeşkeşçi,kadrolaştırmacı, lanet pamuk prenses masalı. Ben ki anaokulunda cücelerden şakacı şirini oynamış bir insanım(oyunda karışıklık olmuştu) Masalın sonuna kadar hiçbir şey yapmayıp masalın sonunda şakkadanak ortaya çıkarak kızı öpen beyaz atlı prens kadar kimseye küfür etmedim.
Masalın gidişatına göre en sonda 7 cüce voltranı oluşturup bir kişi olup kızı kurtarmalıydı. Böylece birlik ve beraberliğin de önemi vurgulanmış olacaktı. En azından kızı öpmüş olacaktım lanet olası. Gerçi o oynadığımız oyunda prens hasta olmuş ve 7 cüce hep birlikte kızı öpmüştük ama bu konumuz değil.
Bu tarz saçmalıklar, olağanüstü olaylar bir masalda olduğu için normal karşılanabilir diyebilirsiniz. Ama şunu bilmelisiniz ki masalcı bir masalda kendi evrenini yaratır. Ve onun dışına çıkmaz. Bir masal normal halde giderken bir ufo çıkıp etrafta dolaşmaz mesela. Böyle şeyler olmaz, çünkü bu herifler bu masalları yazdıklarında absürd mizah yoktu. Bu adamların yazdıkları her ne kadar masal da olsa kendi içinde bir gerçekliği vardır. Daha doğrusu olmalıdır.Bu yüzden bu saydıklarım çocukluk masallarımızın yazarlarının ne kadar dandik herifler olduğunun göstergesidir.
Yani sonuç, mükemmel masal yoktur, hedef aldığı kitle tarafından mükemmel sanılan masal vardır.
Neyse bugün de saçmaladık işte. Başka bir güne yine saçmalamak üzere.
Böylece, Yûnus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu. Eğer o, Allah’ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı. (Saffat - 142,143,144)
YanıtlaSil