5 Nisan 2012 Perşembe

AMA ANNE İYİDİR

Güneş ışığından yararlanmak için uyanma saatimi bir saat geri aldığım günlerden biri.

Annem son derece ırkçı çamaşır makinesiyle sadece beyazları yıkıyor.

Beyazların gerçekten yıkanması gerekiyor. Ancak yıkanmakla geçmeyecek kirleri var.

Her şeyin yıkanması gerekiyor. Temizlenmesi. Annem hariç.

Annem zaten dünyanın en temiz insanı. Çok güzel yemekler yapar. Oklavayı öyle güzel kullanır ki görseniz şaşarsınız. Omzunuza ilk vurduğunda bağırayım dersiniz ama öyle ustadır ki siz bağıramadan ikinciyi hemen yerleştirir.

Annem tipik bir Türk kadını. Duygularını yüzyılda bir, sadece ve sadece dizi izlerken görebilirsiniz. Aman koruyucu gözlük kullanmayı unutmayın. Yakabilir gözlerinizi bu görüntü.

Annemi ağlarken izlemeye bayılırım. Çünkü ancak o zamanlar hissedebiliyorum annemin de bir insan olduğunu. Çünkü ancak o zamanlar annemi kendimle bir buluyorum. Annem ağlayınca çok insan.

Yaşasaydı Atatürk de ağlardı. Her sabah andımız okutulur mu lan çocuklara derdi. Büyük adamdı vesselam.

Annem Atatürk'ün ölümünü televizyonda izlese ağlardı. Gözleriyle görse kılı kıpırdamazdı. Her duygusunu televizyon denilen o küçük kutuya kapatmıştı annem.

Benim annem dünyanın en iyi kadınıydı. Dünyanın en iyi annesi değildi belki ama olsun benim annemdi. Uzakta şimdi. Sanki benim annem değilmiş gibi. Bilmem, saçma işte.

Ben bütün hislerimi annemde bırakmışım, şimdi gel beni sev diyorlar. Nasıl seveyim, duygularımı annemden alıp size nasıl bölüştüreyim?

Ben annemden nefret etmek yerine diğer bütün kadınlardan nefret etmeyi, kadınları sevmek yerine annemi sevmeyi tercih ettim. İkisini aynı anda yapamam.

Benim annem çok naziktir aslında

Konuşurken bağırmasa eğer

Benim annem var ya benim annem...

Sevilmeye değer.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder