10 Temmuz 2012 Salı

OYUN

       
        Karın seni aldatıyor, ha? Karım beni neden aldatsın ki? Biz seviyoruz birbirimizi, yani sanırım. Eve zamanında giden bir adamım ben. İçkim yok kumarım yok. İyi bir maaşım var. "O" bakımdan da bir eksiğim olduğunu düşünmüyorum. E o zaman neden aldatıyorsun beni güzel karıcığım? Çocuklarımıza hiç mi acımıyorsun? Ben, ben... Yani seni önemsiyorum. Bak eğer geçen gün kavga ettik de sana biraz sesimi yükselttim diyeyse bütün bunlar, özür dilerim. Sadece en yakın arkadaşıma söz ettirmem ben. Ve evet arkadaşlarımla biraz çok çıkıyorum dışarıya. N'olmuş? Herkes çıkıyor. Evde senle oturup o tekrar tekrar izlemekten bıkmadığın aptal dizileri izleseydim daha mı iyiydi yani? Sinir hastası olurdum hayatım, sinir hastası. Bak bana bağır, çağır; ama bunu yapma. Ben ne derim babama, anneme, arkadaşlarıma? Lanet olası kadın, KONUŞSANA !!


*

Ortağım, arkadaşım, dostum. Ben arkadaşın Kadim.  Bu mektubu okuyorsan ölmüşüm demektir.

Seninle ne günler geçirdik değil mi? Doğrusu senin gibisini diğer tarafta bile bulamayacağım. Diğer taraf diye bir yere bile inanmıyordum ama insan ölüme yaklaştıkça Allah'a da yaklaşıyor. Ölümle buluşunca Allah'la da buluşuyor. Umarım..

Çok az zamanım kalmış, o yüzden yurt dışındaydım üç aydır. Galiba orada öleceğim Ahmetçiğim. Ama ölmeden önce sana söylemem gereken önemli bir şey var kardeşim. Çok üzgünüm ama senin iyiliğin için bunlar. 

Biliyorsun burası o kadar büyük bir yer değil. Ben de ara sokakları severim. Bir gün yine ara sokakların birinde yürürken karın Ayşe'yi gördüm. Kaçarcasına bir hali vardı. Gizlice takip ettim arkadaşlığımız hatırına. Onu 25-30 yaşlarında yağız bir herifin evine girerken gördüm. Girmeden önce uzun uzun -affedersin ama- öpüştüler. İçeri girdiler. Gerisini bilirsin zaten canım Ahmetçiğim.

Çok üzgünüm kardeşim. Gerçekten. Ama bunu anlatmazsam ölürdüm vallahi ızdıraptan. Anlattım yine ölüyorum. Hayat çok garip oğlum, çok garip. 

Senle aynı zamanda akraba sayılırız biliyorsun. Törelerimiz bu konuda ne der onu da biliyorsun.Ve son olarak artık ne yapman gerektiğini de biliyorsun Ahmet. Ölüm tek çare Ayşe için. Namusun kirlendi artık. Ölüm tek çare.

Ama senin hapse girmene göz yumamam. Töremizi yerine getirdikten, Ayşe'yi öldürdükten sonra ilişikte vereceğim bankadaki kasaya gitmeni istiyorum. Orada yabancı bir ülkeye gitmen için sahte pasaport, gerekli evraklar ve bir telefon bulacaksın. Telefonunu açtığında son aranan numarayı arayacaksın. Bir arkadaşım sana yapman gerekenleri söyleyecek. Sana bu haberi veren ben olduğum gibi seni kurtaran da ben olacağım kardeşim. 

Mektubu okuduktan sonra yakarsan beni mutlu edersin. Yani.. ölmüş beni.

Tekrar söylüyorum. Bunları okuduğunda ben ölmüş olacağım.  O yüzden bu son sözümdür:

Karın seni aldatıyor. 

Kadim Dost.



*

Bamm!

Karım hak ettiğini buldu. Ben de hak ettiğimi almak için bankaya yollandım. Bankaya girdim. Kasayı görmek istediğimi söyleyip kimliğimi verdiğimde sorun çıkarmadılar.

Kasayı açtım. İçince evrak falan yoktu. Sadece bir telefon ve bir tabanca vardı. Son arananları aradım. Daha alo demeden "Evraklar nerde" deyiverdim. Karşımdaki ses çok tanıdık bir sesti. Çok dostane bir ses. Çok "Kadim" bir dost.

-Nasılsın Ahmetçiğim?

+Kadim, nasıl olur? Sen ölmüştün. Hastaydın.

-Hasta ya da ölü değilim Ahmet. Sesimden anlaşılmıyor mu?

+Ama nasıl?

-Dostum bilmen gereken bir şey var ilk önce. Hani karın sana, "şu arkadaşına dikkat et" demişti de benim yüzümden kavga etmiştiniz ya. Karın doğru söylüyordu Ahmet. Bana dikkat etmeliydin.

 Ayşe.. Ayşe çok güzel bir kadın Ahmet. Senin hak etmediğin kadar güzel hem de. Ona söyledim Ahmet, kaç kere söyledim. Seni çok zengin yaparım dedim, seni çok mutlu ederim dedim. Bana tokat attı kaltak. Kocamdan başkasına bakmam dedi. Bir daha böyle bir şey söylersen Ahmet'e söylerim dedi. Dedi, dedi de bak ne oldu şimdi? Gördün mü? Öldürdün karını Ahmet, öldürdün.

+Ama aldattı dedin, başkasıyla gördüm dedin. 

-Ben bir iş adamıyım Ahmet. Mantığım budur benim: "Benim olmazsa, kimsenin olamaz"

+Orr...

-Küfür etme Ahmet, küçülme daha fazla karşımda.

+Karımı öldürttün sen bana ulan karımı. 

- Hayır Ahmet karını sen öldürdün. Olayda benim hiçbir katkım yok. Onu öldürmen gerektiğini söyleyen kağıdı yaktığını varsayıyorum söylediğim gibi. Bu telefon konuşmasının da kayıt altında olmadığını göz önüne alırsak bana karşı kullanabileceğin hiçbir şey yok. Ama üzülme, her şey yalan değildi Ahmet. Yurt dışında olduğum doğru. Beni hiçbir zaman bulmayacağın da doğru yani. Ayrıca polislere de bu korkunç cinayeti haber vermeyi ihmal etmedim. Şu anda bankaya ulaşmak üzeredirler herhalde. Ama gerçekten, nasıl yaparsın böyle bir şeyi Ahmet? Yani bir gün bana da gerek olursa diye söylüyorum. Benimki de bazen öyle konuşuyor ki kafasına sıkıp rahatlamak istiyorum.

+.....

-Cevap vermiyorsun Ahmet? N'oldu, dilini mi yuttun?

+Kasadaki silah ne için peki?

-Anlamış olduğunu umuyordum. Karını öldürdün Ahmet. Birazdan polisler seni alacak. Çocuklarını bir daha göremeyeceksin. Hayatta kimsen kalmadı. Buna paralel olarak yaşaman için bir neden de. Bu gibi durumlarda ne yapılır bilirsin. Hadi ama Ahmet, sen zeki bir adamsın, bunu anlayabilirsin.

+Alçak herif. ALÇAKK..

-Şimdi kapatmalıyım Ahmet. Akşam 7'de uçağım var. Tatile çıkıyorum. Yani hak verirsin ki şu olayları planlarken bayağı bir yoruldum. Ben de tatil yapmalıyım değil mi? Hadi görüşürüz Ahmet. Haaa Ahmet, bu arada: 

Silahta tek kurşun var. Boşa harcama.










1 yorum: