Aklım havsalam almıyordu. Şaşkınlıktan öte bir aptallığa çalan sıfatım, yılların kaygısının bi nişanesi olan çift şeritli yol şeklinde alın çizgilerim ve o anda bir rakunun rahatlıkla sığabileceği hale gelen yayık ve ayrık ağzım..Aynada öylece kendime bakıyordum. Olamazdı böyle bir şey, mümkün değildi. Sayın ve sevgili okuyucu, lafı uzatmayayım; gerçi ayrı bir severim lafı uzatmayı ancak şu durumda yapılacak şey değil.
Her zamanki gibi internette boş vakitler öldürdüğüm için en ufak bir pişmanlık duyamadığım içimden aymazlık akan gecelerden birindeydim. (tarihi de vereyim 06.11.2012). Uyumaya karar verdim. Kafamı yastığa vurduğum gibi uyumuşum. Şimdi olayın ilginç olan kısmı şudur ki, uyandığımda yatağımdaydım. Ama Maraş'taki, bana ortaokul zamanımdan kalan yatakta, Bugs Bunny'li bir yorganın altında. Gözlerimi galiba onlarca kez kırpıştırdım. Ayağa kalktım, halüsinasyon gördüğümü, yüzümü yıkarsam açılacağımı düşündüm. Aynaya gittiğimde işte yazının başında bahsettiğim gibi kaldım.
Chevrolet gören ilk çağ insanı misali. Saçlarım kısaydı, sakallarım yoktu. Hiçbir şey anlamadım. Evin içinde çaresizce dolaşmaya başladım ve o an bir takvim yaprağı gördüm. Tarihi 07.11.2010 olarak gösteriyordu. Hemen bilgisayar açıp kontrol ettim, aynı. Küfrettim. Bir kez daha.. ve hadi bir de evrenin düzenine söveyim dedim. Bir gece uyuyup tam iki yıl öncesine uyanmıştım. Nasıl olmuştu bu?
Nasıl olmuşsa olmuş, sana ne gerizekalı? Hep demez miydin, biraz geçmişe gitsem, şu liseye tekrar başlasam, bu hayatı tekrar yaşasam diye behey aptal? Kullansana bu şansını. Evet doğru söylüyorsun. Tabii ki doğru söylüyorum salak, ben senim. Senin yanlış olarak düşüneceğin bir şey söylemem mümkün değil. Anladın mı? Ne diyorsun be, ne yani sen şimdi ne olduğunu sanıyorsun bu hikayede? Olric falan mı? Güya içimdeki ses olacaksın da kendi söyleyemediklerimi sana mı söyleteceğim? Olric kim be? Benim bildiğim bir şeyi daha sen duymamışken nasıl ben olabiliyorsun ki? Bak, çok zeki arkadaşım! Eminim benim bilip de senin bilmediğin de çok şey vardır. Şimdi sus da gir şu okula.
Ne ara okula kadar yürüdüm bilmiyordum. Lise arkadaşlarımı o eski haliyle görmek istiyordum herhalde. Sivil bir şekilde sınıfa girdim. Her şey normaldi. Sınıf yavaş yavaş dolmaya başlamış, herkes okula neden sivil geldiğimi soruyordu. Annem yanlışlıkla yakmış kıyafetleri gibi dahice(!) bir cümleyle yırttım. Arkadaşlarım da çok parlak zekalı olmadıkları için yuttular. Ve sonra o geldi.
Ne kadar güzel girdiğini unutmuştum sınıfa. Ne güzel oturduğunu. Ne güzel günaydın dediğini. Nasıl aşık olduğumu unutmuştum.
Ama bu sefer elimde bir fırsat vardı. İki yıl sonraki olayları kronolojik olarak sayabilecek şekilde biliyordum ve aynı hataları yapmayacaktım.
Bence o kadar güzel değilmiş be abi. Yine mi sen lan? Evet abi yine ben. Arkadaşım senin işin gücün yok mu da zırt pırt çıkıyorsun? Hem bu kıza güzel değil diyosan senin güzellik değerlerini s.keyim. Abi küfretme ayıp oluyor. Kime ayıp oluyor lan,kime? Kendime de küfür edemeyeceksem yaşamayayım anasını satayım. Abi ben senin iyiliğini düşünüyorum, ben seni bilirim. Bir kızla yapamazsın sen,delirirsin. Niye yapamayacakmışım lan, herkes nasıl yapıyor,biz de yaparız elbet. Abi ben senin düşünen tarafınım, senin çıkarını düşünen yanın. Ve diyorum ki bu iş olmaz. İki yıl sonra olmamıştı şimdi de olmayacak. "İki yıl sonra olmamıştı" nasıl bir cümle lan? Hem daha demin gerizekalı'lar, salak'lar havada uçuşuyordu. Şimdi niye abi der oldun? Abi senin beynin ve kalbindeki değişimler beni de etkiliyor. Kızı görünce öyle bir yumuşadın ki küfredemez oldum ben de. Yoksa ben sanki bi yancı gibi "abi" diyecek tip değilim, yanlış tanıma beni. Tamam lan tamam. (Bana kendimi öğretiyor,manyağa bak) (Abi parantez içini de görüyorum, unuttun mu içindeyim ben) Allah belanı versin. Ayıp oluyor abi.
Şimdi yapılması gerekenler belliydi. Eğer bu sefer işin doğru gitmesini istiyorsam 2 yıl önce yaptıklarımın tam tersini yapacaktım. Yani açılacaktım kıza, anlatacaktım her şeyimi. "Kalbime sen kilit vur, anahtar istemez / Öykümün düğümünü sen çöz, girizgah istemez" diyecektim.
Gittim yanına, anlattım her şeyi. Ve ne oldu biliyor musunuz? "Bilmiyorum, ben ikimizi hiç öyle şekilde düşünmemiştim" oldu. İyi bok oldu.
Gel ulan buraya. Konuşmamız lazım. Ben mi abi? Evet sen lan. Hep abi deyip durma çakıcam ağzına. Abi benim bi ağzım yok, ayrıca ben abi demezsem okuyucu senle beni nasıl ayıracak? Tamam lan gevezelik etme. Kız kabul etmedi lan. Hani bu sefer olacaktı? Hani bu sefer kaybetmeyecektik lan? Hani bu sefer şu s.ktiğimin hayatı yüzümüze gülecekti? 2 yıl öncesine boşuna mı geldim lan ben? Bak sana bir şey anlatacağım. Bana bak bana. Kafanı çevirme.
Geçen yıl İstanbul'da atlattığımız depremi biliyorsun değil mi? Hani uyurken yakalamıştı deprem beni. Gözümü açtığımda zemin sallanmaya başlamıştı. Evden yıkılmadan önce zor bela çıkmıştım. O gün hayatımın ne kadar önemli olduğunu anladım ben. O gün saçma sapan korkularım yüzünden neler kaçırdığımı anladım. Şimdiye kadar sırf korktum diye kaçırdığım onca fırsatı düşünüyorum da... Acizliğimden elimden kuş olup uçan onlarca fırsat... Küfret lan bana. Okkalısından. Öküzün, gerizekalının önde gideniyim ben. Hak ediyorum. Valla. Abi nasıl küfür edeyim ben sana, yani ucu bana da dokunuyor anlarsın ya. Et lan et işte. Ağır bir şey olsun. Tamam abi ediyorum. Abi ben senin sülaleni... Çüş lan öyle küfür mü edilir? Bana et dedim ne sülale karıştırıyorsun öküz herif? Neyse pişman oldum lan tamam sus.
Bak şimdi. O gün kaçırdığım her şeye üzüldüm ama en çok neye üzüldüm biliyor musun? Bu kıza hislerimi doğru dürüst anlatamamaya. Ve şimdi ne oldu? İkinci bir şans verildi ve ben onu da bok ettim. Napıcam lan ben? Abi ne yapacağın çok basit. Ne zaman bir sıkıntıya düşsek, bir problem çıksa karşımıza, nasıl çözdük biz onu? Nasıl çözdük lan? Yalan söyledik abi, yalan. Ben bu kıza yalan söyleyemem oğlum. Söyleyeceksin abi, yoksa kaybedeceksin. İkisinden biri. Acıklı bi hikaye uydur, kendini acındır. Sevgili olursunuz garanti veriyorum. Zamanla kendini sevdirebilirsin bile kimbilir. Öyle mi yapayım lan? Bence öyle yap abi. Sence ne lan, sen kimsin? Senin nasıl kendine ait bi fikrin olabiliyor? Bir de bence diyor. Neyse fikrin aklıma yattı. Deneyeceğim.
Denedim. Oldu. Kızlar böyledir. Yaranı gösterdikçe bağlanırlar sana. Ne kadar kötü şeyler yaşamışsan seni o kadar sahiplenirler. Biraz gözyaşı, biraz acındırma ve sendedirler. Çünkü hepsi, sonradan kullanacakları "seni kötü zamanlarında destekledim" kozuna bayılır. Seni bataklıktan çıkaran kadın olarak egolarına bayram üzerine bayram yaşatırlar. Ve bunu o kadar hissettirmeden yaparlar ki, süreci anlamak için gözlerinizi yerinden oyup nesnel bir şekilde olayları görebileceğiniz bir yere koymanız gerekir.
Artık sevgilim olmuştu. El ele gezmeler, oturup sorunlarını dinlemeler, gözlerine uzun uzun bakmalar.. Alışabilirdim buna. Evet, galiba alışabilirdim. Hem içimde sürekli konuşup duran p.zevenk de gitmişti. Mutlu olabilirdim en sonunda.
Ve Puff.
Uyandım. İstanbul'daydım. Rüyaydı. Hepsi lanet olası bir rüyaydı. Hiç gitmemiş miydim geçmişe? Görmemiş miydim onu? Sevgili olmamış mıydık? Allah kahretsin. Allah kahretsin. Allah kahretsin. Yeter. Yeter. YETER!
O sırada göklerden bir cevap geldi sanki. Gök gürlemesi? Hayır. Aslında gökten de değildi cevap. Yer cevap veriyordu. Sallanıyordu. Zelzele oluyordu. Hemen yatağımın ucunda bulunan takvime baktım. Yıl 2011.
Acı acı güldüm. Neler olduğunu anlıyordum artık. Zelzele şiddetlenirken kafama yorganı çekip uyumaya devam ettim.
Ayıptır söylemesi very good olmuş.
YanıtlaSil