6 Ekim 2012 Cumartesi

DELİLİĞE ÖVGÜ

Taksicinin muhabbeti yine sarmamıştı. Konuşmasını engellemek için radyoyu açmasını istedim. Radyoda en sevdiğim şarkılardan biri olan Little Green Bag çalıyordu. Keyfe geldim, bankanın önünde durunca şoföre "beş dakika beklersen, paramı alıp geleceğim" dedim. Eyvallah abi dedi. Merdivenleri hızla çıkarak bankaya girdim. Veznedara yaklaştım ve nazik bir sesle fısıldadım:

 Bana kasadan 5 milyon Türk lirası verebilirsen çok memnun olacağım, aksi halde bu gövdeme bağladığım patlayıcılarla bütün binayı havaya uçururum.

*
"İnsanlar doğuştan temizdir, hayat onları kirletir" derler. İnanmam. İnsan yapısı itibariyle kötüdür. Saflık ve temizlik timsali çocuklar bile bencillik dolu ve yalan ustasıdır. Terbiyeli olanları ise adı üstünde terbiye edilmiştir, düşünce ve hareketleri kendi isteklerinden bağımsızdır. Dünyanın kötü bir yer olduğunu anlamak ve anlatmak için aslında çok uğraşmaya da gerek yok. Sokağa çıkın ve insanları izleyin. Tramvaydaki yalnız ve mutsuz insanlara bakın. Onlardan biri olduğunuzu düşünün, hatta belki de onlardan biri olduğunuzu anlayın.

Böyle bir dünyada, "delirmek" akıl işi olan tek şey değildir de nedir söyleyin! 

**
2002 yılında kardeşimi de alıp İstanbul'a geldim. O hep aklı başında davranan, herkesin çok sevdiği bir insandı. O zamanlar lisedeydi. Sonra İstanbul Üniversitesinde İktisat bölümü kazandı. Hep o mahzun duruşunu korudu. En mutlu olduğu anda dahi üzülüyormuş gibi duran bir surat yapısı vardı.

Her insana delirmesi için bir şans verilmeli. Kardeşime verilmedi. Benim okumayacağımı anlayan anne, babam bütün korku ve endişelerini kardeşime aktardı. Sen de okumazsan ne olur halimiz laflarıyla büyüttüler zavallıyı. O hiçbir şeye itiraz edemedi, hiçbir zaman sesini yükseltmedi. Sessizce dersine çalıştı. Sessizce yemek yedi. Sessizce konuştu. Sessizce uyudu.

***
Bense kötü işlere bulaşmıştım. Uyuşturucudan tutun, kaçakçılığa kadar her işle haşır neşirdim. 2008'e kadar böyle sürdü bu. Bu sırada kardeşim okulu bitirmiş, benim bulduğum bir işte çalışmaya başlamıştı. Ben de bir kaç kere içeri atıldım ama delil yetersizliğinden her seferinde serbest bırakıldım. Annem her aradığında "bırak bu işleri oğlum, yakacaksın kendini" deyip ağlıyordu. Babam artık benle konuşmaz olmuştu. Bir gün anneme "son bir iş" dedim, ondan sonra bırakıyorum her şeyi. Ne yapacaksın dedi. Söylemedim. Telefonu kapattım ve C4'leri belime bağlamaya başladım.

****
Veznedar dehşete uğramış halde bana bakıyordu. Müdürünü çağırttırdım. Bankada paraların olduğu kasayı kafasına silah dayayarak açtırdım. Paraları çantaya doldurmaya başladım. Bir elimle paraları doldururken diğer elim patlayıcıyı harekete geçirecek cihazı tutuyordu. Veznedar ve güvenlik görevlisi şaşkınlıkla bana bakıyordu. O sırada müdür bir deli cesaretiyle elime vurdu ve elimdeki cihaz ile silah yere düştü. Cihaz müdürün eline geçerken silah veznedarın önüne kadar süründü. Veznedar tabancayı aldı ve bana doğrultmaya başladı.
*****
İnsan doğduğu toplumda şekillenir. Ona göre belli görüşlere sahip olur. Toplum dipsiz bir kuyu gibidir. İçinden çıkabilen çok az insan olur. O insanları sevmez toplum. Kendi gibi olmayanı sevmez insan. Kendi gibi olmayana saygı diye bir şey yoktur zaten. Kendi gibi olmayana tahammül vardır.

Toplum basit düşünür. Bir insan başka bir insanı öldürürse o adam canidir. Ancak toplum öyle aklı iğrenç şeylerle dolu insanlardan oluşur ki onlara imkan verseniz size daha kötüsünü yaparlar. Çünkü dedim ya başta, insanın aslı kötücüldür. Toplum insanı daha kötücül yapar. Topluma uygun yaşayıp giden her ahmak için ekstradan bir kurşununuz bulunmalı. Ve toplumun normalleştirici ve sıradanlaştırıcı kuyusundan kurtulmak isteyen "deliler" için her zaman bir yardım eliniz olmalı.

Her insana delirmesi için bir şans verilmeli. Benim kardeşime bu şans verilmemişti, o güne dek. Ancak o gün, bu şansı ona ben verdim. Görüyorsunuz ya, kardeşim okulu bitirdikten sonra iş arayışındayken ona işi ben bulmuştum, bir bankada, veznedar olarak.

*******

Kardeşim tabancayı eline almış ve bana doğrultmuştu. Herkes pür dikkat ona bakıyordu. Kardeşime döndüm ve "Seçim senin" dedim. 

Birden namlunun yönünü çevirdi. Müdürü ve güvenlik görevlisini vurdu. Paraları aldık ve bankadan çıktık.

Kardeşim kendine verilen şansı kullanmıştı.

Her insana delirmesi için bir şans verilmeli. Şans verilen kişi ise delirmeli.



1 yorum:

  1. HAY BİN KUNDUZ!
    MİZAHI BİLE CİDDEN GÜZEL.
    GÜLDÜRÜRKEN DÜŞÜNDÜREN, DÜŞÜNDÜRÜRKEN ÇIKMAZLARA SAPTIRAN, SAPTIRIRKEN SAPITAN, SAPITIRKEN GÜLDÜREN... (DÖNGÜ BÖYLE DEVAM EDER) BİR YAZI OLMUŞ.
    SİVEREK İZLİYORUZ

    HALİS SİVEREKLİ

    YanıtlaSil