BEDİRHAN
Suphi'yi kız arkadaşımın gözleri önünde vurdum. Çektim silahı, temizledim herifi. O dünyasını değiştirirken ben başka dünyaları da değiştirme planları kuruyordum.
Durun bir dakika. Sanırım çok hızlı girdim konuya, kendimi tanıtmadan.Ben Bedirhan. Kız arkadaşımın adı da Nazlıcan. Bütün hikayem onun hakkında. Varlığım varlığına feda. O benim minik serçem,sanat güneşim, megastarım-dı. Onu düşündükçe yüzümde güller filizlenirken Suphi'yi düşündükçe sinüzitim azıyordu.
Suphi'yle sevgilime sulandığını hissettiğimde konuşmaya gittiğimde tanışmıştım. İlk görüşte nefret böyle bir şeydi. Yanında çok kalmadım, sadece sevgilimin yanında bir daha görürsem perteyi çekeceğini söyledim. Dinlemedi bile pezevenk. Ama benim nasıl bir manyak olduğumu bilmiyordu. Ben söyler isem yapardım.
Avare avare dolaştığım günlerden bir gün, Nazlı'yı gördüm. "Evden bu kadar uzakta ne yapıyor bu kız" diyemeden yanındaki herifi gördüm. Hayır, Suphi değildi. Başka bir adamla beraber çok samimi görünüyordu. Hitler'in Yahudilerle olan ilişkisinden daha ateşliydi ilişkileri.
Bu kadarı bana fazlaydı. Hem Suphi hem başkası. Bana bu kadar rakip çok geliyordu. Rakipler çok fazla olunca işten sıyrılmanın en kolay yolu rakiplik nedenini ortadan kaldırmaktır. Yani Nazlıcan'ı.Namusumu temizlemek kisvesi altında Nazlı'yı öldürmeye karar verdim. Her zaman gizli gizli buluştuğumuz boş depoya çağırdım. Geldi. Çok gergin görünüyordu. Birden başka bir yerden Suphi belirdi. Ben şaşkınlık içerisindeydim. Nazlı o herif yetmemiş bir de Suphi'yle iş pişiriyordu demek. İkisine de baktım. Hiç konuşmadan silahı Suphi'nin kalbine doğrulttum. Ateş ettim. Yere kapaklandı.
Bana şaşkınlıkla bakan Nazlı'ya döndüm. Olayın şokundan olsa gerek yüzünü başka tarafa çevirmişti. Bir monolog koparttım:
Bak senin için ne yaptım, bak bizim için ne yaptım? Ben senin için her şeyi yapardım ama senin bana bunu yapacağını aklıma getirmezdim be, dedim. Bana baktı. "Neden beni aldattın ulan" dedim. Namluyu Nazlı'ya doğrulttum ve...
NAZLICAN
Bedirhan'ı hiç sevemedim ben. Sadece küçüklükten beri tanıyordum onu ve bana karşı olan koruma içgüdüsü hoşuma gidiyordu. Ama o bizi sevgili zannediyordu kendi kafasında. Bense başka bir erkeği seviyordum, Ahmet'i.
Ahmet tilki gibi kurnaz, Ahmet kaya gibi sert. Ahmet ser verip sır vermeyen bir insandı.Geçmişi hakkında hiçbir şeyden bahsetmemesi beni ona daha da bağlıyordu. Gizemi ve sırları onu çok çekici bir erkek yapmıştı.
Gizli gizli buluşuyorduk. İyice tutkuyla ve aşkla bağlanmıştım ona. Benim her şeyim olmuştu Ahmet. Bir gün Ahmet'le geleceğimiz hakkında konuşurken o birden "Biliyorsun o Bedirhan denen gerizekalı aramızda oldukça bizim için bir gelecek olmayacak tatlım" dedi. "Ne yapmalıyız peki?" dedim. "Bedirhan'dan kurtulacağız" dedi. Ne kast ettiğini anladım ve başımı öne eğdim. Sadece tek bir kelime çıktı ağzımdan: Olur.
Yine bir gün Ahmet'le oturup evlilik hayalleri kurarken telefonum çaldı. Arayan Bedirhan'dı. Depoda buluşalım dedi. Ahmet yüzüme baktı, zamanı gelmişti.
Depoya girdiğimde Bedirhan aşırı sinirli bir şekilde orada bekliyordu. Bir anda gerildim. O sırada bana 1-2 haftadır asılan Suphi denen adam çıktı ortaya birden. Ben daha ne olduğunu anlamadan Bedirhan bir yerinden silah çıkardı ve Suphi'yi vurdu. Şok içindeydim. Hemen Ahmet'in Bedirhan'ı öldürmek için saklandığı yere baktım. O sırada Bedirhan bir şeyler zırvalıyordu. Son bir kez Bedirhan'a bakayım dedim. Yüzümü çevirdim ona. O sırada Ahmet silahı çekti, Bedirhan'a doğrulttu ve...
SUPHİ
Babası "kızım kimlerle dolaşıyor bir öğren" dediğinde bunu tek misyonum gibi üstüme almıştım. O günden sonra sürekli Nazlıcan'ın peşinde dolaştım. Sırnaşıyor gibi davranıp sevgilisi olup olmadığını öğrendim. Ahmet diye bir herifle beraber oluyordu gizli gizli. Ben bile bu kadar gizli bir polis değildim.Mesleğim sayesinde adamın sicilini tak diye çıkarttım. Adam kriminalin önde gideniydi. Hırsızlık, gasp, adam öldürmeye teşebbüs, otobüste yaşlılara yer vermeme... Bütün pislikler bu herifteydi. Nazlıcan'la Bedirhan'a bir şey olur korkusuyla o gün onları takip ettim. Onlar depoya girince başka bir giriş buldum ve girdim. Karşımda Bedirhan'ı görmeyi beklemiyordum ama ben daha şaşkınlığa uğrayamadan o silahını çekti ve beni vurdu.
Şansa bakın. Kurtarmaya geldiğiniz insanlar sizi vuruyor.Tanrıya şükür prensiplerim vardı. Çelik yeleksiz işe çıkmazdım. Yere düştüğümde herkes beni ölü sandı. Ama zaten ölü gibiydim çünkü kurşun yeleği delip geçmişti. Şüphesiz karım çelik yeleği beyazlarla beraber yıkamıştı. Bu sayede sadece yelek değil ömrüm de çekmişti. Ölmek üzere gibi hissediyordum. Can havliyle gözlerim Ahmet'i arıyordu. Birden onu gördüm. Köşede elinde tabancayla bekliyordu. Silahıma davrandım, namluyu doğrulttum ve...
O gün o boş depodan saat 15:23'te 3 el silah sesi duyuldu. Aynı anda...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder