İlk cinayetimi işlediğimde 17 yaşındaydım. Gece tam 12:00 idi. Neden o saati bekledim bilmiyorum. Sessizce, uyurken hallettim işini. Bir anda olup bitti her şey. Bıçağı kalbine sapladım,çektim, tekrar sapladım, çektim. Ölmüştü.
İlk duruşmama çıktığımda 17 yaşındaydım. Hakim "Neden yaptın" dediğinde "Canım istedi" diyordum. Daha başka nedenleri de vardı ama o anda aklıma gelen buydu.
Herkes bana dehşet içinde bakıyordu. Bazıları iman bulmam için dua ediyor, bazıları ise cehennemde yanmamı diliyordu. Bu grupların ikisi de aynı dine mensuptu. Sadece olaya bakış açıları farklıydı.
Herkes bir kızgınlık anında adam öldürebilir. Ben sakince yapmıştım,herkesi kızdıran da buydu sanırım. Soğukkanlılıkla öldürmem. Fakat öldürdüğüm adamdan öğrendiğim tek şey buydu."Ciddi bir iş yapacaksan buna asla duygularını karıştırma"
Duruşma çıkışı gazeteciler etrafımı sarıyor.Flaşlar yüzüme patlarken ben gazetecilerden birine patlıyor ve haber oluyordum: 17 yaşındaki baba katili gazetecilere saldırdı.
İlk hapse girdiğimde 17 yaşındaydım. Hiç filmlerde izlediğim gibi bir yer değildi burası. Kimse yeni gelenler üzerinden bahis oynamıyor ya da yeni gelenlerle dalga geçmiyordu. Herkes kendi halindeydi.
Ranza arkadaşımda katil tipi vardı ama bunu görmezden gelebiliyordum. Çünkü herkeste katil tipi vardı. İlk arkadaşım o ranzadaki adamdı benim. İlk dostumu herkesin yalnızlığı özdeşleştirdiği yerde ediniyordum, hapiste.
Kısa zamanda suskun yapım ve karakterli kişiliğimle mahkumlar arasında benimseniyor, saygı değer biri haline geliyordum. Beni dinleyen, anlamaya çalışan insanlar vardı burda. Yemeklerin berbatlığını saymazsanız burası bir cennetti.
Hapishanede en zor zamanlar gecelerdir. Uykunuz gelmezse delirecek hale gelirsiniz. Neyse ki benim düşünecek iki şeyim vardı. Biri huzur getiriyordu diğeri öfke. Huzur ve öfke çatışmasıyla uykuya dalıyordum. O gece yine uyuyamamış, düşünmeye başlamıştım...
-----------------------------------------------------------------------------------
İlk aşık olduğumda 12 yaşındaydım. Kalbimle beynimin ilk karşı karşıya gelişiydi 12 yaş. Karar veriyordum her akşam onu sevdiğimi söyleyeceğime.
Yanına gidip ve itiraf ediyordum her şeyi...
Ama rüyalarımda.
Onu ne kadar çok sevdiğimi söylüyordum...
En iyi arkadaşıma.
Ona "Evlen benimle" diyordum...
Evde tek başımayken.
Terk ediliyordum, sanki bir arada olmuşuz gibi. Kafamda yazıp kafamda oynuyordum. Kafamla oynuyordum, hiç sağlıklı değildi.
----------------------------------------------------------------------------------------
Düşünüyordum ama hâlâ uykum gelmemişti. Yatakta dönüp duruyor ama en çok istediğim şeye, uykuya kavuşamıyordum. Çünkü uykum için iki etkenden biri yoktu. Öfke. İşte onun için çok eskilere gitmeme gerek yoktu.
----------------------------------------------------------------------------------------
Anneme kaç kere söyledim. Bu adam babam gibi olmayacak, hata yapıyorsun diye. Ama o maddi durumumuzdan bahsediyordu her seferinde. Evimiz ekmek görecek oğlum. Okutacağım seni, her şey senin için, diyordu. Hem belki seversin adamı belli mi olur?
Annem "o adam"la evlendiğinde 16 yaşındaydım.
"O adam" anneme ilk bağırdığında 16 yaşındaydım.
Annem "o adam"dan ilk dayak yediğinde 16 yaşındaydım.
Annemin gözleri... Annemin gözlerine o garip renk yakışmamıştı. Annemin ten rengi ancak makyaj yapınca değişmeliydi. Başka zaman değil.
Hayatımdaki en doğru şeyi yaptığımda 17 yaşındaydım. Gece tam 12:00'yi gösteriyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder