Hiçbiri önemli değil. İstediğine istediğini söylesin insanlar. İster Kanuni'ye giydirsinler, ister Atatürk'e dil uzatsınlar sebepsiz. Ucu bana dokunmadıkça hiç umurumda olmaz. Böyle de keyfe keder bir herifim ben de işte.
Hayatımda ucu bana dokunmayan ölümlere üzülmem, doğal afetleri umursamam. Ülkenin sorunları beni hiç ilgilendirmez. Oturup siyaset tartışmam. Zaten bu konuda eğitim almış kişiler dışındakiler de mümkünse tartışmasın. Kürt böreği üzerinden milliyetçilik yapan insanlar tanıdım ben be.
Millet bilinciyle uzaktan yakından alakam yoktur.Bayburt'taki adamın cinnet getirip karısını ve üç kızını doğramasına üzülen insanlara şaşırırım. Bayburt'u göster desen haritada gösteremeyecek insanlar için o ölülerin önemli olmaması gerektiğini düşünürüm.
Askerlik.. Bedelli askerlik çıkacakmış diyorlar. Ben askerliğin başından beri "bedel"li olduğuna dair bir yazı yazmıştım. Orda söylediklerim dışında şunu söyleyeceğim bugün:
Devletin beni bir yerde isteğim dışında hiçbir suç işlemediğim halde 1,5 yıl tutma hakkı varsa benim de o devlete karşı çıkma hakkım olmalı. Hani çok klişe bir ifade vardır ya askerlik hakkında. Gençliğinin baharında askere gitti diye. İşte gençliğinin baharında devletin bir insana el koyamaması gerekir. Devletin kendini korumak için kendi insanlarını önüne sürmesi hiç de asilce bir davranış değildir. Devletin benim fiziksel gücüm olmadan da hem beni hem de kendisini koruması gerekir. Devleti korumak bana kaldıysa o devlet devlet bile sayılmaz.
Tabi bunlar latife. Ama ünlü bir sözde dediği gibi:
Tabi bunlar latife. Ama ünlü bir sözde dediği gibi:
Savaşı yaşlılar çıkarır, gençler ölür. Her ne kadar anlatım bozukluğu içeren bir cümle de olsa benim hiç, benimle alakası olmayan insanlar ve devlet için ölmeye niyetim yok.
Türk şöyle güçlüdür, böyle yüreklidir diye atıp tutanları dikkate bile almam. İnsan özelliklerini milletine göre ayıran insanları dinlemek bile gereksizdir zaten.
İnsanlara düşündüklerimin doğru olduğunu empoze etmeye de çalışmam. İnsanlara doğruları, en azından kendi doğrularımı anlatmam. Onlara düşündüklerinin yanlış olduğunu bile söylemem. Kendi pisliklerinde boğulabilirler. Hem Nietzsche'nin de dediği gibi:
Artık el kaldırma onlara! Sayısızdır onlar. Hem senin yazgın sinek kovmak değil ki.
Velhasıl-ı kelam hayatın boş bir şey olduğunu anlamış biri olarak isteğim dışı bir şeyler yapmamaya çalışırım. Dediğim gibi ucu bana dokunmayan hiçbir şeye karışmam. Bana dokunmayan yılan da gebersin gitsin.
Buraya kadar tamam.
Ama işin ucu bana dokunmaya başladı son zamanlarda. Hukuk okuduğumu duyan bütün andavallar sözleşmiş gibi dünyanın en gereksiz cümlelerini arka arkaya kurmaya başladılar.
-Avukatlar yalancıdır.
-Katilleri mi savunacaksın?
-Savcı ol savcı. Güç var adamlarda.
- Hakim ol bence. Güvenilir bir yapın var.
Yani şu dünyada bu işlerin şöyle işlediğini düşünen insanlar var:
Hukuk okumak + Bitirmek + Hakim, savcı sınavına girmek + Kazanamamak = Yalancı avukat.
Hukuk okumak + Bitirmek + Hakim, savcı sınavına girmek + Kazanmak = Dürüst hakim,savcı.
Cahil insan kadar tehlikelisi yoktur. Unutmayın bunu!
Eğer şu okulu bitirirsem sırf şu adamlar yüzünden ya dürüst avukat ya da rüşvetçi hakim olacağım. Olacağım ki feleği şaşsın ibnelerin.
Ya siz putlarınızı yıkarsınız, ya da ben onları sizin kafalarınıza geçiririm efendim.
Seçim sizin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder